insanların yemeğine katıldığında, yiyenin sesini geçici olarak kıstığı söylenir. teyzem "yemeğine güvercin boku katıcam sus artık" diye kızardı bana, kulakları çınlasın..
yemeğe karıştırılıp sanatçılara yedirildiği taktirde sanatçının sanatını icra edememesine neden olur.
nedeni: öksürtürmüş sürekli olarak.
İnternette bir kaynakta migrene güvercin boku öneriliyor ne kadar güvenilir bilemem
SERCE BOKU Kadın tenasül uzvunu daraltmak için : ( fercin gevşekliğini gidermek, daraltıp kız gibi yapmak için ) Serçe boku toz haline getirilir, bir tülbent arasına konulur. Fercin içerisine sokulur, bir saat kadar bekletilir.
23 Kasım 2012 Cuma
GÜVERCİN BOKU VE GESİ BAĞLARI
GESİ BAĞLARINDA DOLANIYORUM
Gesi’ye doğru giderken göreceğiniz ilk “eserler” sanki bir kule gibi yükselen “güvercinlik”ler. Yöre halkı bu yapıları “burç” olarak adlandırmakta. Güvercin gübresinin özellikle asmaların verimini olumlu yönde etkilediği bilinmekte. Bu nedenle “Gesi bağları”nın ihtiyacını karşılamak üzere, belirli yerlere “güvercin konakları” yapılmış. Bu arada güvercin gübresinin vakt-i zamanında barut yapımında kullanıldığını da ekleyelim. Neyse, günümüze dönelim: Zemini genellikle 2x2 metre olan kulelerin yüksekliği 8-10 metreye kadar ulaşmakta; bu yuvalarda binlerce güvercin konaklamakta. Güvercinliğin sahibi olan kişi, yılın belli zamanlarında yuvanın altındaki bir tünelden içeri girerek biriken gübreyi dışarı çıkarmakta ve gereken yerlerde kullanmakta.
Gesi’ye doğru giderken göreceğiniz ilk “eserler” sanki bir kule gibi yükselen “güvercinlik”ler. Yöre halkı bu yapıları “burç” olarak adlandırmakta. Güvercin gübresinin özellikle asmaların verimini olumlu yönde etkilediği bilinmekte. Bu nedenle “Gesi bağları”nın ihtiyacını karşılamak üzere, belirli yerlere “güvercin konakları” yapılmış. Bu arada güvercin gübresinin vakt-i zamanında barut yapımında kullanıldığını da ekleyelim. Neyse, günümüze dönelim: Zemini genellikle 2x2 metre olan kulelerin yüksekliği 8-10 metreye kadar ulaşmakta; bu yuvalarda binlerce güvercin konaklamakta. Güvercinliğin sahibi olan kişi, yılın belli zamanlarında yuvanın altındaki bir tünelden içeri girerek biriken gübreyi dışarı çıkarmakta ve gereken yerlerde kullanmakta.

Yolumuza devam ediyor, ilginç bir özelliğiyle dikkat çeken Gesi'ye varıyoruz. Bir zamanlar bağlarıyla türkülere konu olan Gesi'nin bağları artık tarihe karışmış. Kuş evleri ise daha önce başka hiçbir yerde görmediğimiz ilginç yapılar olarak merak uyandırıyor. Kasabanın giriş yolunda sağlı sollu onlarca kuş evi bulunuyor. Taştan örülmüş kare şeklinde kule gibi yükselen yapıların toprak altında kalan bölümünde ise güvercin yuvaları yer alıyor. Kapıları kilitli olduğu için içeri giremiyoruz ancak yüzden fazla yuva alacak kadar büyük olduğunu öğreniyoruz. Yöre halkı güvercinlikteki güvercinlerin etinden, yumurtasından ve gübresinden faydalanıyor. Güvercinlikte toplanan gübrelerin, İstiklal Savaşı sırasında barut yapımında kullanıldığı söyleniyor. ,
Gesi’ye doğru giderken göreceğiniz ilk “eserler” sanki bir kule gibi yükselen “güvercinlik”ler. Yöre halkı bu yapıları “burç” olarak adlandırmakta. Güvercin gübresinin özellikle asmaların verimini olumlu yönde etkilediği bilinmekte. Bu nedenle “Gesi bağları”nın ihtiyacını karşılamak üzere, belirli yerlere “güvercin konakları” yapılmış. Bu arada güvercin gübresinin vakt-i zamanında barut yapımında kullanıldığını da ekleyelim. Neyse, günümüze dönelim: Zemini genellikle 2x2 metre olan kulelerin yüksekliği 8-10 metreye kadar ulaşmakta; bu yuvalarda binlerce güvercin konaklamakta. Güvercinliğin sahibi olan kişi, yılın belli zamanlarında yuvanın altındaki bir tünelden içeri girerek biriken gübreyi dışarı çıkarmakta ve gereken yerlerde kullanmakta.
Gesi’ye doğru giderken göreceğiniz ilk “eserler” sanki bir kule gibi yükselen “güvercinlik”ler. Yöre halkı bu yapıları “burç” olarak adlandırmakta. Güvercin gübresinin özellikle asmaların verimini olumlu yönde etkilediği bilinmekte. Bu nedenle “Gesi bağları”nın ihtiyacını karşılamak üzere, belirli yerlere “güvercin konakları” yapılmış. Bu arada güvercin gübresinin vakt-i zamanında barut yapımında kullanıldığını da ekleyelim. Neyse, günümüze dönelim: Zemini genellikle 2x2 metre olan kulelerin yüksekliği 8-10 metreye kadar ulaşmakta; bu yuvalarda binlerce güvercin konaklamakta. Güvercinliğin sahibi olan kişi, yılın belli zamanlarında yuvanın altındaki bir tünelden içeri girerek biriken gübreyi dışarı çıkarmakta ve gereken yerlerde kullanmakta.

Yolumuza devam ediyor, ilginç bir özelliğiyle dikkat çeken Gesi'ye varıyoruz. Bir zamanlar bağlarıyla türkülere konu olan Gesi'nin bağları artık tarihe karışmış. Kuş evleri ise daha önce başka hiçbir yerde görmediğimiz ilginç yapılar olarak merak uyandırıyor. Kasabanın giriş yolunda sağlı sollu onlarca kuş evi bulunuyor. Taştan örülmüş kare şeklinde kule gibi yükselen yapıların toprak altında kalan bölümünde ise güvercin yuvaları yer alıyor. Kapıları kilitli olduğu için içeri giremiyoruz ancak yüzden fazla yuva alacak kadar büyük olduğunu öğreniyoruz. Yöre halkı güvercinlikteki güvercinlerin etinden, yumurtasından ve gübresinden faydalanıyor. Güvercinlikte toplanan gübrelerin, İstiklal Savaşı sırasında barut yapımında kullanıldığı söyleniyor. ,
GÜVERCİN BOKUNDAN BARUT
Güvercinler
Antik çağların Kapodokya’sında yabani güvercinlerin gübreleri yöre halkı için çok önemli bir gelir kaynağı oluşturuyordu. Kapodokya’nın bazı vadilerinde binlerce güvercin sürüsü yaşıyor ve güvercin gübreleri barut yapımının en önde gelen girdisini oluşturuyordu. Günümüzde barut yapımında kimyasal gereçler güvercin gübresinin yerini aldığından, ona talep azaldı ve güvercinler artık doğal rekabet ortamlarında yaşamlarını sürdürüyor.
Kratova da Maden Eminliğinden başka, “Güherçile Eminliği” de mevcuttu. Kratova’da ve köylerinde hemen hemen her evde güvercin yetiştirilirdi. Barut ham maddesi olan güherçile, güvercin gübresi idi. Güherçile Eminliği, bu güherçileyi ücreti mukabilinde toplar, baruthanelere gönderirdi. Güherçile bedeli de Kratovalılar için ayrı bir yan gelir kaynağı idi.
Kratova da Maden Eminliğinden başka, “Güherçile Eminliği” de mevcuttu. Kratova’da ve köylerinde hemen hemen her evde güvercin yetiştirilirdi. Barut ham maddesi olan güherçile, güvercin gübresi idi. Güherçile Eminliği, bu güherçileyi ücreti mukabilinde toplar, baruthanelere gönderirdi. Güherçile bedeli de Kratovalılar için ayrı bir yan gelir kaynağı idi.
Molla Ömer çayırı yerinde su kuvveti ile barut fabrikası kurmuş olup, Kemah Beyleri vasıtasıyla ordunun barut ihtiyacını da karşılamıştır. Barut yapımı için, yıllanmış söğüt kabuğu ile yıllanmış güvercin gübresi kullanılmıştır.
Avrupa ' da özellikle Fransa ve İngiltere ' deki ortaçğ şatolarında bulunan güvercinlikler , buralardan toplanan gübrenin barut yapımında kullanılması nedeniyle çok yaygındı . Büyük bir silindiri andıran bu yapıların içlerinde güvercinlerin konması için ahşap çubuklar ve gübrenin toplandığı yerler vardı . Anck barut , derebeylerin en önemli silâhı olduğu için güvercinlikler halkın büyük tepkisine yol açmıştır . Nitekim Fransız Devrimi sırasında birçok güvercinlik halk tarafından yıkılmış , çok azı günümüze kalmıştır .19 . yüzyılda gübrenin Şili ' den getirtilmeye başlamasıyla da güvercinlik yapımı tamamiyle durmuştur .
Bir kaynakta şöyleBarut.
KNO(3) ve Demir bileşiği ile etkili bir şekilde yapılabilir.
Güvercin pisliği ile demir tozunu karıştırırsanız barut elde edersiniz yazıyor
22 Kasım 2012 Perşembe
Kadın argosunda BOK
AKA DA BOKA
DA
KONMAK: (d)-(o.k)-Bir kimsenin gönlünün kimi isteyip kimi
seveceğinin belli
olmadığını anlatmak için söylenir.
ANKARA'DA OTURUP İSTANBUL'UN BOKUNU KARIŞTIRMAK: (d)-(o.k)-Hiç ilgisiz kimselerin çok uzaktaki, gereksiz şeylerle uğraşması.
AYIBOKU: (d)-Kaba saba ve görgüsüz erkek.
AYNI BOKUN SUYU (SOYU): (d)-(o.k)-Bir kimsenin kötü tanınan birine benzediğini anlatmak için söylenir. & Aynı dünya görüşüne sahip insanlar için kullanılır.
Bİ BOKTAN ANLAMAZ HELAYA GARDİYAN YAZILIR: (d)-(o.k)-Bilmediği konularda yetkili olmak isteyen kimselerle alay etmek için kullanılır.
BİYO ARTIK: (d)-(ing.-türk.)-Bok, sidik.
BOK AĞZINA YUVA YAPMAK: (d)-Küfürlü konuşmak.
BOK BÖCÜĞÜ: (d)-Sevimsiz ve lüzumsuz erkek.
BOK BÖREĞİ (BOK ÇÖREĞİ): (d)-Sevimsiz ve lüzumsuz erkek.
BOK DEĞİL EBEM SIÇTI: (d)-Kaçamak konuşanlar için söylenir. "Ne diyeceksen de be şeker. Seninki bok değil ebem sıçtı hesabı oldu şimdi. "
BOK GİBİ PARAN OLACAĞINA FINDIK KADAR AMIN OLSUN: (d)-Kadın cinsellik organını övmek için söylenir. Cinsel cazibenin önemini anlatmak için kullanılır.
BOK İÇİNDE BADEM KADIN: (d)-Çok pis ama süslü kadın.
BOK KARIŞTIRAN: (d)-(o.k)-Başkalarının ilişkilerini bozmaya uğraşan kimse.
BOK YEMENİN ARAPÇASI: (d)-(o.k)-Bir kimsenin çok kötü bir şey yaptığını ya da söylediğini anlatmak için alay yollu olarak kullanılır.
BOK YİYENİN KAŞIK ÇALICISI: (d)-(o.k)-Dalkavuk.
BOKA BAKINCA TEZEK LALE : (d)-(o.k)-"Kötünün yanında daha az kötü olan iyidir"anlamında söylenir. & Ehven-i Şer
BOKA BASMAK: (d)-(o.k)-Bir kimsenin yanlış ya da kötü bir adım atması. Kötü duruma düşmek.
BOKTAN ANLAMAZ HELAYA TABANCA SIKAR: (d)-Bir konuda bilgisiz olduğu halde bilmişlik taslayanlar, yetki sahibi olmak isteyenler için söylenir.
BOKTAN KELEK: (d)-Çok kötü niteliksiz şey ya da durum.
BOKU BADİ SABAH OLMAK: (d)-Bir kimsenin sonradan değere bindiğini anlatmak için kullanılır. "Yok şekerim, onun yenilerde boku badi sabah oldu, eskiden kimse yüzüne bile bakmazdı haspamın. "
BOKU BÜYÜK: (d)-(o.k)-Bir kimsenin mevkisinin yüksek olması. & Zengin, etkili kişi. "Onlara bulaşmaya gelmez, iyi boku büyüklerdendirler. "
BOKU İLE ÇEKİŞMEK: (d)-Çocuklarıyla anlaşamamak. & Kendi kendine yarattığı sorunlarla boğuşmak.
BOKUM : (ü)-Senli benli hitap biçiminde kullanılır. & Kendi çocuğu için söylenir.
BOKUMUN GÖLGESİ: (d)-Birisini küçümsemek, aşağılamak için söylenir.
BOKUMUN KOKUSUNU MU ALDIN: (d)-(o.k)-Peşinden ayrılmayan kişiler için alay yollu olarak kullanılır. "Ne o zırt diye geldin, bokumun kokusunu mu aldın. "
BOKUN GÖZÜNE BASMAK: (d)-Bir konuda çok kötü duruma düşmek.
BOKUN LAYIĞI OSURUK: (d)-(o.k)-Herkesin layık olduğu birisini eninde sonunda bulacağını anlatmak için söylenir.
BOKUNA BAĞLANMAK: (d)-Çocuğunu çok sevmek. & Kendinin olan şeylere haddinden fazla değer vermek.
BOKUNDA ALTIN BULMAK: (d)-Kendisine ya da çocuğuna abartılı değer vermek, gereksiz yere övmek.
BOKUNDA BOĞULMAK: (d)-(o.k)-Kendi yarattığı durumun içinden çıkamamak.
BOKUNDA KEMİK ÇIKMAK: (d)-(o.k)-Bir kişinin yaptığı bir şeyin önemini anlatmak için alay yollu olarak söylenir. "Tamam ulan anladık, senin de bokunda kemik çıktı. "
BOKUNDAN KORKMAK: (d)-(o.k)-Çok korkak insanlarla alay etmek için söylenir.
BOKUNU TEMİZLEMEK: (d)-Birisinin hatasını onun yerine düzeltmek. "Anam beni onun bokunu temizleyeyim diye doğurmadı, müsadenle. "
BOKUNU YALDIZLAMAK: (d)-Bir kimseye abartılı değer vermek.
BOKUYLA BOĞUŞMAK: (d)-Kendi yaptığı bir hatayı düzeltmeye uğraşmak. & Çocuğunu büyütmeye çalışmak.
BURNUMUN BOKU: (d)-Önemsiz ve gereksiz şey ya da kimse. "Hadi ordan burnumun boku. "
ÇOK GEZEN BOK GETİRİR: (d)-(o.k)-Çok gezen kimseleri eleştirmek ve onların gezmelerini engellemek amacıyla söylenir.
DÖTERİK: (i)-Bok.
DÖTERYUM: (i)-Bok.
EBENİN BOKU: (d)-(o.k)-Önemsiz şey. & Bir kimseye küfür etmek onu aşağılamak için söylenir.&
EŞEĞİN BOKU: (d)-Hakaret amacıyla kullanılır.
EŞEĞİN BOKUNU ALMAK: (d)-Hiçbir şey elde edememek. "Sen daha çok beklersin, anca eşeğin bokunu alırsın anam. "
EVDE BOKU PİŞER DIŞARDA SİKİ ŞİŞER: (d)-Gözü dışarıda olan erkekler için alay yollu olarak kullanılır.
EVLADI OLAN OTLA DA KONUŞUR BOKLA DA: (d)-Çocuğu olan kimselerin çocuğu için çok şeyle ilgilenmek zorunda kalacağını anlatmak için söylenir.
FIŞKI: (i)-(o.k)-Kötü ve sevimsiz kimse. & Bok.
GIDI BOKU: (d)-Gereksiz ve lüzumsuz şey.
GÜVERCİN BOKU: (d)-Hiçbir şeye karışmayan kimseler için alay yollu olarak söylenir.
HAK YOLUNA VERMEZ BİR MANGIR BOK YOLUNA GİDER TANGIR TANGIR: (d)-Bir kişinin doğru yoldan iş yapmadığını anlatmak için söylenir.
HOK: (i)-Bok.
İKİ BOKU ÜST ÜSTE GELMEMEK: (d)-Çok yoğun bir koşuşturma içinde olmak.
KALDIRSAN ALTINDAN BİR KALBUR BOKU ÇIKMAK: (d)-Büyüklük taslayan kimselerin aslında düşük nitelikleri olduğunu anlatmak için söylenir. Görünmeyen gerçek niteliklerin düşüklüğünü işaret etmek için kullanılır.
KARGA BOKUNU YEMEDEN: (d)-(o.k)-Sabahın çok erken vaktinde.
KAZ BOKU GİBİ ÇIKMAK: (d)-Olur olmaz her şeye karışmak. "Kız sen de her yerden öyle kaz boku gibi çıkma da laf yeme!”
KIÇI BOKTAN KURTULMAMAK: (d)-Bir kimsenin kendisine hala muhtaç olduğunu anlatmak için alay yollu olarak söylenir. & Yeterince olgunlaşamamak. "Ulan senin daha kıçın boktan kurtulmadı, kendi kendine babalanıyorsun. "
KIÇININ BOKU BİTMEK: (d) - (o.k) - Bir konuda yapılacak hiçbir şey kalmadığını anlatmak için söylenir. "Tamam lan artık sana verecek birşeyim kalmadı. Kıçımın boku bitti."
KIZ KOCAYI Bİ BOK SANIR GİTTİĞİ GECE USANIR: (d) - Evliliği çok önemseyen genç kızlarla alay etmek için söylenir.
KİMİNİN SİKİ GÖZÜNÜ ETTE AÇAR, KİMİNİN SİKİ GÖZÜNÜ BOKTA AÇAR: (d) - Herkesin aynı şansa sahip olmadığını anlatmak için söylenir.
KOCA BOKUYLA ADI SATILMAK: (d) - Kocası vasıtasıyla bir yere gelmek. Koca torpili. "Yok şekerim, onlar genç kadınlar, kendilerine yaşlı ve nüfuzlu koca bulurlar önce, sonra da koca bokuyla adları satılır."
KURU BOKA SU SERPMEK: (d) - (o.k) - Eski bir meseleyi yeniden alevlendirmek. "Sen de böylesin işte. İlle kuru boka su serpeceksin."
MACUN: (i) - (ar.) - Bok.
MANDA BOKU: (d) - Gereksiz ve yararsız şey.
NE BOKUMA: (d) - (o.k) - "Bana ne, beni ilgilendirmez" anlamında söylenir.
OT KÖKÜ TAVŞAN BOKU: (d) - (o.k) - Değersiz ve lüzumsuz şey ya da kimse.
OTA BOKA BULAŞMAMAK: (d) - (o.k) - Hiç bir şeye karışmayan kimselerle alay etmek için söylenir. "Sen böylesin işte, ota aboka bulaşmazsın sonra da ama beni niye kimse düşünmüyor diye hayıflanırsın!"
PEKMAYA: (i) - Bok.
SAKIZI BOKA DÜŞMEK: (d) - Bir konuda şaşkınlıkla yanlış yapmak, kötü duruma düşmek.
SIÇTIĞI BOKU VERMEMEK: (d) - (o.k) - Cimrilik etmek. "Amaan sakın birşeyini isteme. O adama sıçtığı boku vermez."
SIÇTIĞIM BOK: (d) - Bir kimsenin çocukları. "Sıçtığım bok karşıma çıkmış bana bahane buluyor."
SIÇTIĞIN BOKA LAYIK: (d) - (o.k) - Bir kimseyi aşağılamak için söylenir. "Ay allah aşkına ne kafana takıyon! O senin sıçtığın boka layık!"
TAŞAK ALTI OKKA BÖYLE BATARLAR BOKA: (d) - Bir kimsenin kendi hatası yüzünden kötü duruma düştüğünü anlatmak için söylenir.
TAZE BOKA SİNEKLER ÜŞÜŞÜR: (d) - Genç kız ya da erkeklere yaşlılar aşırı ilgi gösterir anlamında söylenir.
ÜÇ GÜNLÜK SEYİSLİĞİ VAR, KIRK YILLIK AT BOKU EŞELER: (d) - (o.k) - Cahil ve deneyimsiz olup bilmişlik taslamak. Böyle kimseler için alay yollu olarak kullanılır.
YAĞMURDA KALMIŞ İT BOKU: (d) - (o.k) - Çok kötü bir durumu anlatmak için söylenir. "O olaydan sonra yağmurda kalmışa it boku gibi kalakaldım."
YAŞ BOKU ŞİŞELEMEK: (d) - Daha olgunlaşmamış bir konuda aceleci davranmak.
YÜZÜNE BOK SUYU: (d) - Birisini artık görmek istemeyince söylenir.
ANKARA'DA OTURUP İSTANBUL'UN BOKUNU KARIŞTIRMAK: (d)-(o.k)-Hiç ilgisiz kimselerin çok uzaktaki, gereksiz şeylerle uğraşması.
AYIBOKU: (d)-Kaba saba ve görgüsüz erkek.
AYNI BOKUN SUYU (SOYU): (d)-(o.k)-Bir kimsenin kötü tanınan birine benzediğini anlatmak için söylenir. & Aynı dünya görüşüne sahip insanlar için kullanılır.
Bİ BOKTAN ANLAMAZ HELAYA GARDİYAN YAZILIR: (d)-(o.k)-Bilmediği konularda yetkili olmak isteyen kimselerle alay etmek için kullanılır.
BİYO ARTIK: (d)-(ing.-türk.)-Bok, sidik.
BOK AĞZINA YUVA YAPMAK: (d)-Küfürlü konuşmak.
BOK BÖCÜĞÜ: (d)-Sevimsiz ve lüzumsuz erkek.
BOK BÖREĞİ (BOK ÇÖREĞİ): (d)-Sevimsiz ve lüzumsuz erkek.
BOK DEĞİL EBEM SIÇTI: (d)-Kaçamak konuşanlar için söylenir. "Ne diyeceksen de be şeker. Seninki bok değil ebem sıçtı hesabı oldu şimdi. "
BOK GİBİ PARAN OLACAĞINA FINDIK KADAR AMIN OLSUN: (d)-Kadın cinsellik organını övmek için söylenir. Cinsel cazibenin önemini anlatmak için kullanılır.
BOK İÇİNDE BADEM KADIN: (d)-Çok pis ama süslü kadın.
BOK KARIŞTIRAN: (d)-(o.k)-Başkalarının ilişkilerini bozmaya uğraşan kimse.
BOK YEMENİN ARAPÇASI: (d)-(o.k)-Bir kimsenin çok kötü bir şey yaptığını ya da söylediğini anlatmak için alay yollu olarak kullanılır.
BOK YİYENİN KAŞIK ÇALICISI: (d)-(o.k)-Dalkavuk.
BOKA BAKINCA TEZEK LALE : (d)-(o.k)-"Kötünün yanında daha az kötü olan iyidir"anlamında söylenir. & Ehven-i Şer
BOKA BASMAK: (d)-(o.k)-Bir kimsenin yanlış ya da kötü bir adım atması. Kötü duruma düşmek.
BOKTAN ANLAMAZ HELAYA TABANCA SIKAR: (d)-Bir konuda bilgisiz olduğu halde bilmişlik taslayanlar, yetki sahibi olmak isteyenler için söylenir.
BOKTAN KELEK: (d)-Çok kötü niteliksiz şey ya da durum.
BOKU BADİ SABAH OLMAK: (d)-Bir kimsenin sonradan değere bindiğini anlatmak için kullanılır. "Yok şekerim, onun yenilerde boku badi sabah oldu, eskiden kimse yüzüne bile bakmazdı haspamın. "
BOKU BÜYÜK: (d)-(o.k)-Bir kimsenin mevkisinin yüksek olması. & Zengin, etkili kişi. "Onlara bulaşmaya gelmez, iyi boku büyüklerdendirler. "
BOKU İLE ÇEKİŞMEK: (d)-Çocuklarıyla anlaşamamak. & Kendi kendine yarattığı sorunlarla boğuşmak.
BOKUM : (ü)-Senli benli hitap biçiminde kullanılır. & Kendi çocuğu için söylenir.
BOKUMUN GÖLGESİ: (d)-Birisini küçümsemek, aşağılamak için söylenir.
BOKUMUN KOKUSUNU MU ALDIN: (d)-(o.k)-Peşinden ayrılmayan kişiler için alay yollu olarak kullanılır. "Ne o zırt diye geldin, bokumun kokusunu mu aldın. "
BOKUN GÖZÜNE BASMAK: (d)-Bir konuda çok kötü duruma düşmek.
BOKUN LAYIĞI OSURUK: (d)-(o.k)-Herkesin layık olduğu birisini eninde sonunda bulacağını anlatmak için söylenir.
BOKUNA BAĞLANMAK: (d)-Çocuğunu çok sevmek. & Kendinin olan şeylere haddinden fazla değer vermek.
BOKUNDA ALTIN BULMAK: (d)-Kendisine ya da çocuğuna abartılı değer vermek, gereksiz yere övmek.
BOKUNDA BOĞULMAK: (d)-(o.k)-Kendi yarattığı durumun içinden çıkamamak.
BOKUNDA KEMİK ÇIKMAK: (d)-(o.k)-Bir kişinin yaptığı bir şeyin önemini anlatmak için alay yollu olarak söylenir. "Tamam ulan anladık, senin de bokunda kemik çıktı. "
BOKUNDAN KORKMAK: (d)-(o.k)-Çok korkak insanlarla alay etmek için söylenir.
BOKUNU TEMİZLEMEK: (d)-Birisinin hatasını onun yerine düzeltmek. "Anam beni onun bokunu temizleyeyim diye doğurmadı, müsadenle. "
BOKUNU YALDIZLAMAK: (d)-Bir kimseye abartılı değer vermek.
BOKUYLA BOĞUŞMAK: (d)-Kendi yaptığı bir hatayı düzeltmeye uğraşmak. & Çocuğunu büyütmeye çalışmak.
BURNUMUN BOKU: (d)-Önemsiz ve gereksiz şey ya da kimse. "Hadi ordan burnumun boku. "
ÇOK GEZEN BOK GETİRİR: (d)-(o.k)-Çok gezen kimseleri eleştirmek ve onların gezmelerini engellemek amacıyla söylenir.
DÖTERİK: (i)-Bok.
DÖTERYUM: (i)-Bok.
EBENİN BOKU: (d)-(o.k)-Önemsiz şey. & Bir kimseye küfür etmek onu aşağılamak için söylenir.&
EŞEĞİN BOKU: (d)-Hakaret amacıyla kullanılır.
EŞEĞİN BOKUNU ALMAK: (d)-Hiçbir şey elde edememek. "Sen daha çok beklersin, anca eşeğin bokunu alırsın anam. "
EVDE BOKU PİŞER DIŞARDA SİKİ ŞİŞER: (d)-Gözü dışarıda olan erkekler için alay yollu olarak kullanılır.
EVLADI OLAN OTLA DA KONUŞUR BOKLA DA: (d)-Çocuğu olan kimselerin çocuğu için çok şeyle ilgilenmek zorunda kalacağını anlatmak için söylenir.
FIŞKI: (i)-(o.k)-Kötü ve sevimsiz kimse. & Bok.
GIDI BOKU: (d)-Gereksiz ve lüzumsuz şey.
GÜVERCİN BOKU: (d)-Hiçbir şeye karışmayan kimseler için alay yollu olarak söylenir.
HAK YOLUNA VERMEZ BİR MANGIR BOK YOLUNA GİDER TANGIR TANGIR: (d)-Bir kişinin doğru yoldan iş yapmadığını anlatmak için söylenir.
HOK: (i)-Bok.
İKİ BOKU ÜST ÜSTE GELMEMEK: (d)-Çok yoğun bir koşuşturma içinde olmak.
KALDIRSAN ALTINDAN BİR KALBUR BOKU ÇIKMAK: (d)-Büyüklük taslayan kimselerin aslında düşük nitelikleri olduğunu anlatmak için söylenir. Görünmeyen gerçek niteliklerin düşüklüğünü işaret etmek için kullanılır.
KARGA BOKUNU YEMEDEN: (d)-(o.k)-Sabahın çok erken vaktinde.
KAZ BOKU GİBİ ÇIKMAK: (d)-Olur olmaz her şeye karışmak. "Kız sen de her yerden öyle kaz boku gibi çıkma da laf yeme!”
KIÇI BOKTAN KURTULMAMAK: (d)-Bir kimsenin kendisine hala muhtaç olduğunu anlatmak için alay yollu olarak söylenir. & Yeterince olgunlaşamamak. "Ulan senin daha kıçın boktan kurtulmadı, kendi kendine babalanıyorsun. "
KIÇININ BOKU BİTMEK: (d) - (o.k) - Bir konuda yapılacak hiçbir şey kalmadığını anlatmak için söylenir. "Tamam lan artık sana verecek birşeyim kalmadı. Kıçımın boku bitti."
KIZ KOCAYI Bİ BOK SANIR GİTTİĞİ GECE USANIR: (d) - Evliliği çok önemseyen genç kızlarla alay etmek için söylenir.
KİMİNİN SİKİ GÖZÜNÜ ETTE AÇAR, KİMİNİN SİKİ GÖZÜNÜ BOKTA AÇAR: (d) - Herkesin aynı şansa sahip olmadığını anlatmak için söylenir.
KOCA BOKUYLA ADI SATILMAK: (d) - Kocası vasıtasıyla bir yere gelmek. Koca torpili. "Yok şekerim, onlar genç kadınlar, kendilerine yaşlı ve nüfuzlu koca bulurlar önce, sonra da koca bokuyla adları satılır."
KURU BOKA SU SERPMEK: (d) - (o.k) - Eski bir meseleyi yeniden alevlendirmek. "Sen de böylesin işte. İlle kuru boka su serpeceksin."
MACUN: (i) - (ar.) - Bok.
MANDA BOKU: (d) - Gereksiz ve yararsız şey.
NE BOKUMA: (d) - (o.k) - "Bana ne, beni ilgilendirmez" anlamında söylenir.
OT KÖKÜ TAVŞAN BOKU: (d) - (o.k) - Değersiz ve lüzumsuz şey ya da kimse.
OTA BOKA BULAŞMAMAK: (d) - (o.k) - Hiç bir şeye karışmayan kimselerle alay etmek için söylenir. "Sen böylesin işte, ota aboka bulaşmazsın sonra da ama beni niye kimse düşünmüyor diye hayıflanırsın!"
PEKMAYA: (i) - Bok.
SAKIZI BOKA DÜŞMEK: (d) - Bir konuda şaşkınlıkla yanlış yapmak, kötü duruma düşmek.
SIÇTIĞI BOKU VERMEMEK: (d) - (o.k) - Cimrilik etmek. "Amaan sakın birşeyini isteme. O adama sıçtığı boku vermez."
SIÇTIĞIM BOK: (d) - Bir kimsenin çocukları. "Sıçtığım bok karşıma çıkmış bana bahane buluyor."
SIÇTIĞIN BOKA LAYIK: (d) - (o.k) - Bir kimseyi aşağılamak için söylenir. "Ay allah aşkına ne kafana takıyon! O senin sıçtığın boka layık!"
TAŞAK ALTI OKKA BÖYLE BATARLAR BOKA: (d) - Bir kimsenin kendi hatası yüzünden kötü duruma düştüğünü anlatmak için söylenir.
TAZE BOKA SİNEKLER ÜŞÜŞÜR: (d) - Genç kız ya da erkeklere yaşlılar aşırı ilgi gösterir anlamında söylenir.
ÜÇ GÜNLÜK SEYİSLİĞİ VAR, KIRK YILLIK AT BOKU EŞELER: (d) - (o.k) - Cahil ve deneyimsiz olup bilmişlik taslamak. Böyle kimseler için alay yollu olarak kullanılır.
YAĞMURDA KALMIŞ İT BOKU: (d) - (o.k) - Çok kötü bir durumu anlatmak için söylenir. "O olaydan sonra yağmurda kalmışa it boku gibi kalakaldım."
YAŞ BOKU ŞİŞELEMEK: (d) - Daha olgunlaşmamış bir konuda aceleci davranmak.
YÜZÜNE BOK SUYU: (d) - Birisini artık görmek istemeyince söylenir.
Amerikan kültüründe BOK sözcüğü
Devlet başkanından sokaktaki sıradan
insanına kadar Amerikalıların ne kadar küfürbaz olduğu bizim medyada
hemen hemen hiç işlenmemiş bir konudur. Hiç abartmadan söylüyorum,
Amerikalıların konuşurken kullandıkları her üç sözcükten biri mutlaka
bir küfür sözcüğüdür ve bu sözcüklerin en hafifi de “bok”
sözcüğüdür.
“Bok”un İngilizce karşılığı “shit”dir, şit
diye okunur, Amerikalıların ağzından “şit” hiç eksik olmaz.
Amerika’da herkes kendisini ya “küçük
bok” sanır, ya da “büyük bok”. Böylesi bir
ayrımın benimsendiğini çok çabuk fark edersiniz. Yeni tanıştığınız
kişiler bile, eleştirdikleri biri için, “O, kendisini büyük bir
bok sanıyor!” derler.
Amerika’da toplumsal hiyerarşinin, bok
ölçüsüne göre kademelenmesi de, tüm dünyaya yayılıp dayatılan Amerikan
kültürünün kalitesi hakkında iyi bir fikir vermeye yeterlidir sanırım.
Eğer New York borsasında o gün hisse
senetleri değer kaybediyor ve yolda karşılaştığı arkadaşı,
-Borsa bugün nasıl gidiyor, diye
sorarsa… Amerikalının vereceği yanıt tek hecelidir:
-Bok…
Karşısındakinin fikirlerini benimsemeyen
Amerikalı,
-Söylediklerin bir
yığın bok! deyip, konuşmayı keser.
Birisi eleştirel sözleriyle Amerikalıyı
kızdırmaya başlarsa, alacağı yanıt son derece edebi bir benzetmedir:
-Sen, üzerinden dumanları çıkan bir
yığın at bokusunl
Amerikalıların dilinde “bok” sade
olumsuz anlamlarda kullanılmaz, olumlu anlamlarda da kullanılır. Çok
zengin bir kişinin parasal gücünün boyutları konuşulurken:
-Orospu çocuğu, denir, bok gibi zengin…
Amerikalı çok korktuğunu ifade ederken
de bok sözcüğüne başvurur:
-Korkudan bokumu yaptım…
İstediğini elde etmek için şiddete
başvuran, karşısındakini dayaktan haşat eden Amerikalı da bu olayı
sonradan arkadaşlarına anlatırken şöyle der:
-Dayaktan altına bokunu etti…
Amerikalı, herhangi bir konu hakkında
umursamazlığını da,
-Bokumda bile değil… diye ifade eder.
Ekonomik veya sosyal problemlerle başı
dertte olan bir Amerikalı da,
-Gözbebeklerime kadar bokun içindeyim!.,
diyerek halini anlatır.
Amerika’nın* 23 yaşındaki ünlü kadın
besteci ve şarkıcı Nelly Furtado’nun, “Hatırla O Günleri”
adlı şarkısının açılış cümlesi şöyledir:
-”Radyodaki bokumu duyuncaya
kadar beni sevmiştin.”
Yine aynı şarkıcının, “Hey,
Adam!” adlı şarkısının bir yerinde şöyle der:
-”Gökyüzünde gölgeler var,
yağmur yağacak gibi ve havada yine boklar uçuşacak.”
Amerikalılar İnternet’te bir site
açmışlar, adı “Bok Şehri”. Ve bu siteye girdiğinizde,
bok yiyen insanların, bok yiyen genç kızların resimlerini görürsünüz.
İnanmayanlara sitenin adresini veriyorum: www.shitcity.com
Yalnız, kusmadan izleyebilmeniz için gerekli önlemleri
almanızı da öneriyorum!
Bol “bok”lu Amerikan
kültürünün önemli uzantıları olan Amerikan filmlerini İngilizce dilinde
seyredenler, en aşağılık küfürlerin yanında çok sık olarak “bok”
sözcüğünün kullanıldığını pekiyi bilirler. Ancak, bu filmlerin Türkçe dublajlı olanlarında, galiz
küfürler ve “bok” sözcüğü Türkçeye. “lanet olsun” diye
çevrilmiştir!
Amerikan kültürünü Türk halkına
benimsetmek isteyen işbirlikçiler. Amerikan kültürünün “bok”lu yanını
gizlemek için olacak, böyle bir hileye başvurmuşlar.
Amerikan kültürünün aşırı bir
cömertlikle ürettiği “boklu” deyimler olmasa. Amerikalılar kendilerini
ifade etmek için herhalde “bok” gibi ortada kalacaklardı!
fıkralar
GELECEK BOK İÇİNDE
Çocuk akşam eve gelmiş ve babasına : -Baba hayat bilgisi dersinde yönetimleri işliyoruz, bana demokrasiyi anlatır mısın?, demiş. Babası : -Anlatmasına anlatırım yavrum ama senin bazı tanımları bilmen gerekiyor, demiş. Bak şimdi benim fabrikam var ve eve para getiriyorum, ben kapitalistim; paranın nasıl harcanacağına annen karar verir, o hükümet; hepimiz senin için yaşıyoruz, sen halksın; beşikteki kardeşin, gelecek; hizmetçimiz ise işçi sınıfı. Sen bunları oğren. Ben sabah sana demokrasiyi anlatırım, demiş. Gece çocuk uyanmış bir bakmış ki küçük kardeşi altını pisletmiş ve durmadan ağlıyor. Hemen anne ve babasının odasına gitmiş. Annesi horul horul uyuyor. Uyandırmaya çalışmış ama başaramamış. Babası yatakta değil, geçerken hizmetçinin odasına bir bakmış ki hizmetçiyle babası sevişiyor. Çaresiz dönüp yatmış. Ertesi sabah babası : -Gel oğlum sana demokrasiyi anlatayım, demiş. Çocuk : -Gerek yok baba, den artık biliyorum, yanıtını vermiş ve anlatmış : -Kapitalistler işçi sınıfını becerirken hükümet uyuyor, halk endişeli, gelecek ise bok içinde
İki deli yolda yürüyormuş
birinci deli; ben gidiyorum susadım demiş ikinci deli;
hazır gitmişken benim içinde içiver demiş. birinci deli;
tamam deyip gitmiş on dakika sonra gülerek gelmiş. ikinci deli;
ne oldu diye sormuş birinci deli;
ha hay kendi yerime temiz su senin yerinede boklu su içtim demiş.
Bir adam uçağıyla Afrika'nın üzerinde gezerken birden uçağı arızalanır
ve ormanlık bir alana düşer. Adam ne yapayım ne yapayım diye düşünürken
birden bir Afrika kabilesinin ona doğru yaklaştığını görür. Adam içinden
"işte şimdi boku yedik" der. O anda düşüncesinde Nur yüzlü dedenin
sesini duyar.
- Hayır evladım boku yemedin.
- Peki ne yapmam gerek.
- şuradaki mızrağı görüyor musun?
- Evet.
- Al onu öndeki renkli giysili adamın tam kalbine batır. Adam mızrağı alır ve adamın tam kalbine batırır.
- Evladım iste şimdi boku yedin.
2. Dunya Savasinda 2 yahudi almanlara esir olmustur.Bunlardan biri digerine kendilerine ne yapacaklarini sorar.O da baslar anlatmaya "
2 ihtimal var ya bizi oldururler yada esir kampina yollarlar.
Oldururseler sorun yok kampa gidersek 2 ihtimal var ya kursuna dizilriz ya da Gaz odasinda olduruluruz.
Kursuna dizilirsek sorun yok gaz odasina gidersek 2 ihtimal var bizden ya sabun yaparlar yada kagit.
Sabun yaparlarsa sorun yok kagit yaparsalar 2 ihtimal var ya gazete kagidi oluruz yada tuvalet kagidi.
Gazete kagidi olursak sorun yok tuvalet kagidi olursak iste o zaman boku yedik".
Türkün teki bir gün bir suc isler ve mahkemeye cikar. Hakim ilk celsede karar verir ve sucluya so... Türkün teki bir gün bir suc isler ve mahkemeye cikar. Hakim ilk celsede karar verir ve sucluya sorar;oglum cezani Türk hapishanesinde mi yoksa Alman hapishanesinde mi cekmek istersin?
Suclu cevap verir; almanlarda ne var Türklerde ne var?
Hakim söyler; Türk hapishanesinde her gün bir kova pok Almanlarinkinde bir kasik pok var. Suclu düsünür ve ;
Ben türk hapishanesini istiyorum der.
Hakim ,oglum iyi düsün almanlarda bir kasik Türklerde bir kova.
Suclu, hakim bey siz bu almanlari tanimiyorsunuz ,onlar her gün o bir kasik poku getirip agzima sokarlar. Ama bizim Türkler öylemi, Bir gün pok bulamazlar, pok bulsalar getirecek adam bulamazlar, hadi diyelim ikisinide buldular getiren adama bir kac kurus rüsvet verirsen getirdigi poku kendisi yeerr.....
Çocuk akşam eve gelmiş ve babasına : -Baba hayat bilgisi dersinde yönetimleri işliyoruz, bana demokrasiyi anlatır mısın?, demiş. Babası : -Anlatmasına anlatırım yavrum ama senin bazı tanımları bilmen gerekiyor, demiş. Bak şimdi benim fabrikam var ve eve para getiriyorum, ben kapitalistim; paranın nasıl harcanacağına annen karar verir, o hükümet; hepimiz senin için yaşıyoruz, sen halksın; beşikteki kardeşin, gelecek; hizmetçimiz ise işçi sınıfı. Sen bunları oğren. Ben sabah sana demokrasiyi anlatırım, demiş. Gece çocuk uyanmış bir bakmış ki küçük kardeşi altını pisletmiş ve durmadan ağlıyor. Hemen anne ve babasının odasına gitmiş. Annesi horul horul uyuyor. Uyandırmaya çalışmış ama başaramamış. Babası yatakta değil, geçerken hizmetçinin odasına bir bakmış ki hizmetçiyle babası sevişiyor. Çaresiz dönüp yatmış. Ertesi sabah babası : -Gel oğlum sana demokrasiyi anlatayım, demiş. Çocuk : -Gerek yok baba, den artık biliyorum, yanıtını vermiş ve anlatmış : -Kapitalistler işçi sınıfını becerirken hükümet uyuyor, halk endişeli, gelecek ise bok içinde
İki deli yolda yürüyormuş
birinci deli; ben gidiyorum susadım demiş ikinci deli;
hazır gitmişken benim içinde içiver demiş. birinci deli;
tamam deyip gitmiş on dakika sonra gülerek gelmiş. ikinci deli;
ne oldu diye sormuş birinci deli;
ha hay kendi yerime temiz su senin yerinede boklu su içtim demiş.
Biz Bu Boku Niye Yedik?
Ağa sabah
kalktığında kahyasına arabanın hazırlanmasını, şehre ineceğini
söyler. Kahya hizmetlilerin de yardımıyla, en iyi koşumlarla en
iyi iki atı arabaya koşar. At araba, atların süsü, arabanın boyası ile
göz kamaştırmaktadır.
Ağa ve kahya arabaya kurulurlar. Ağanın işareti ile araba hareket eder. Bu hareket sırasında ağa, şu atlara bak, şu arabaya bak, kimde var böylesi. Diye düşünerek kasılmaktadır. Aynı anda kahyanın da aklından; ömrüm el kapılarında geçecek, keşke şu at araba benim olsaydı diye geçirirken, Ağa birden bire, arabayı durdurmasını ister kahyadan. Kahya arabayı durdurur. Bu arada köyün dışına çıkmışlardır. Ağa kahyasına dönerek, bu at arabanın senin olmasını ister misin? diye sorar.Kahya şaşkınlıktan gözleri yerlerinden fırlayacak gibi, Şaka mı bu ağam. Diye sorar.
Ağa hayır diyincede ama ağam benim atı alacak kadar param yokki der. Ağa da para istemiyorum atın bokunu ye bu atla araba senin olsun der. Kahya atın bokunu yedikten sonra şehre doğru yola devam ederler.Şehirden eve dönerken ağayı sıkıntı basar. Ağa ben atla arabayı bu kahyaya verdim şimdi köylüye ne derim diye kendine sorular sorar.Sonra dayanamayıp kahyaya;
- Kahya bu atla arabayı bana satarmısın? diye sorar. Kahya:
- Satmam ama atın bdkunu yersen sana atla arabayı geri veririm der. Ağa da köylüye mahçup olmamak için atın bokunu yer.. Köye yaklaştıkları sırada kahya gülmeye başlar. Ağa merak edip sorar:
- Kahya niye gülüyorsun? diyerek..
Kahya da ağaya dönüp:
- Ağam sana bir sorum olacak der. Ağa sor bakalım diyince kahya sorusuna başlar:
-Ağam der.. Biz köyden çıkarken bu atla araba kimindi.Ağa cevap verir:
-Benim..
- Şimdi köye geri gidiyoruz bu atla araba kimin..Ağa tekrar cevaplar:
- Benim..
Kahya bombayı patlatır:
-Ağam o zaman sen de ben de bu boku niye yedik???
Ağa ve kahya arabaya kurulurlar. Ağanın işareti ile araba hareket eder. Bu hareket sırasında ağa, şu atlara bak, şu arabaya bak, kimde var böylesi. Diye düşünerek kasılmaktadır. Aynı anda kahyanın da aklından; ömrüm el kapılarında geçecek, keşke şu at araba benim olsaydı diye geçirirken, Ağa birden bire, arabayı durdurmasını ister kahyadan. Kahya arabayı durdurur. Bu arada köyün dışına çıkmışlardır. Ağa kahyasına dönerek, bu at arabanın senin olmasını ister misin? diye sorar.Kahya şaşkınlıktan gözleri yerlerinden fırlayacak gibi, Şaka mı bu ağam. Diye sorar.
Ağa hayır diyincede ama ağam benim atı alacak kadar param yokki der. Ağa da para istemiyorum atın bokunu ye bu atla araba senin olsun der. Kahya atın bokunu yedikten sonra şehre doğru yola devam ederler.Şehirden eve dönerken ağayı sıkıntı basar. Ağa ben atla arabayı bu kahyaya verdim şimdi köylüye ne derim diye kendine sorular sorar.Sonra dayanamayıp kahyaya;
- Kahya bu atla arabayı bana satarmısın? diye sorar. Kahya:
- Satmam ama atın bdkunu yersen sana atla arabayı geri veririm der. Ağa da köylüye mahçup olmamak için atın bokunu yer.. Köye yaklaştıkları sırada kahya gülmeye başlar. Ağa merak edip sorar:
- Kahya niye gülüyorsun? diyerek..
Kahya da ağaya dönüp:
- Ağam sana bir sorum olacak der. Ağa sor bakalım diyince kahya sorusuna başlar:
-Ağam der.. Biz köyden çıkarken bu atla araba kimindi.Ağa cevap verir:
-Benim..
- Şimdi köye geri gidiyoruz bu atla araba kimin..Ağa tekrar cevaplar:
- Benim..
Kahya bombayı patlatır:
-Ağam o zaman sen de ben de bu boku niye yedik???
- Hayır evladım boku yemedin.
- Peki ne yapmam gerek.
- şuradaki mızrağı görüyor musun?
- Evet.
- Al onu öndeki renkli giysili adamın tam kalbine batır. Adam mızrağı alır ve adamın tam kalbine batırır.
- Evladım iste şimdi boku yedin.
2. Dunya Savasinda 2 yahudi almanlara esir olmustur.Bunlardan biri digerine kendilerine ne yapacaklarini sorar.O da baslar anlatmaya "
2 ihtimal var ya bizi oldururler yada esir kampina yollarlar.
Oldururseler sorun yok kampa gidersek 2 ihtimal var ya kursuna dizilriz ya da Gaz odasinda olduruluruz.
Kursuna dizilirsek sorun yok gaz odasina gidersek 2 ihtimal var bizden ya sabun yaparlar yada kagit.
Sabun yaparlarsa sorun yok kagit yaparsalar 2 ihtimal var ya gazete kagidi oluruz yada tuvalet kagidi.
Gazete kagidi olursak sorun yok tuvalet kagidi olursak iste o zaman boku yedik".
Türkün teki bir gün bir suc isler ve mahkemeye cikar. Hakim ilk celsede karar verir ve sucluya so... Türkün teki bir gün bir suc isler ve mahkemeye cikar. Hakim ilk celsede karar verir ve sucluya sorar;oglum cezani Türk hapishanesinde mi yoksa Alman hapishanesinde mi cekmek istersin?
Suclu cevap verir; almanlarda ne var Türklerde ne var?
Hakim söyler; Türk hapishanesinde her gün bir kova pok Almanlarinkinde bir kasik pok var. Suclu düsünür ve ;
Ben türk hapishanesini istiyorum der.
Hakim ,oglum iyi düsün almanlarda bir kasik Türklerde bir kova.
Suclu, hakim bey siz bu almanlari tanimiyorsunuz ,onlar her gün o bir kasik poku getirip agzima sokarlar. Ama bizim Türkler öylemi, Bir gün pok bulamazlar, pok bulsalar getirecek adam bulamazlar, hadi diyelim ikisinide buldular getiren adama bir kac kurus rüsvet verirsen getirdigi poku kendisi yeerr.....
TABAKHANEYE BOK YETİŞTİRMEK DEYİMİ
TABAKHANEYE BOK YETİŞTİRMEK " SÖZÜ NEREDEN GELMEKTEDİR?
Osmanlı döneminde deri tekeli vardı… Safranbolu da derinin tabaklanması olabilmesi için o dönemin ileri gelenleri çeşitli tedbirler almışlar… Safranbolu da tabaklanmayan deriyi satanlardan o dönemin tüccarları alış veriş yapmazlar ve mecburen Safranbolu da deriyi tabaklananlar satılırdı o dönem çok para kazanan Safranbolu iş adamları Köşkler, konaklar ve 99 odalı evler yaptırmış… Bazı evlerin içine çeşme dahi getirilmiştir…Safranbolu da taze köpek dışkısı için tabakhanelerde yaygın olarak binlerce köpek beslenirmiş. Ham deri, kıllardan, yağ ve et tabakalarından mekanik olarak temizlendikten sonra kimyasal olarak işlendiği sama safhasında, taze köpek dışkısı enzimlere ihtiyaç duyulduğundan, Tabakhanelerin olduğu yerleşim yerlerinde çoluk çocuk ellerinde teneke maşrapalar, köpek dışkısı toplarlar, sama işlemi ancak dumanı tüten taze dışkı yapılabildiğinden koşa koşa tabakhanelere yetiştirirlermiş...
Hayvanların derilerinin işlendiği atölyeler köpek dışkısı için yanar tutuşurlarmış. Çünkü bir tek taze köpek dışkısı içinde bekletilen deri yumuşacık, kıl köklerinden arınmış, gözenekleri açık, ince, homojen yani kaliteli olabilirmiş. Bu nedenle köpek çiftlikleri kurulmuş… Binlerce köpek beslenmiş, üretilmiş ve hatta Köpeğin dışkısını sıcak ve kurumadan yetiştirmek için sistemli bir iş örgütlenmesi kurulmuştur.
Bugün dericilik tamamen ölmüş olup, yapay olarak yeni kimyasallarla da aynı sonuç elde edilmeye başlanınca köpeklerin de, dışkı toplayıcıların da pabucu dama atılıvermiş, "tabakhaneye bok yetiştirmek" de yeni kuşakların nereden geldiğini bilmediği, merak ettiğini de sanmadığım bir deyiş olarak - belki de içinde bok kelimesi geçtiğinden günümüze kadar gelebilmiş.
Safranbolu da deriyi işleyip kullanılabilir hale getiren meslek erbabına. "Tabak mısın; it bokuna muhtaçsın", denirmiş…
Bugün Almanya, Fransa, Hollanda da hayvan hakları savunucu bazı genç grupları hafta sonları deri giyenleri avlamak için balonların içine koydukları boyalarla deri giyenlere saldırmaktadırlar…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

